Öykü
İbrahim Tekpınar “Kaz Otaran”
hasat sonrası biçilmiş ve sapsarı denizi andıran tarlalardan insanların bile var olduğunu unuttuğu küçük köyleri ardımda bırakıp köye gidiyorum. yolda otostop çekiyorum. köyün menziline girince uzaktan su kulesi görünüyor. tepenin üstünde görünen o kule su kulesi ablamlar da kulenin dibinde.
yaklaştıkça ne diyeceğimi düşünüyorum. sokağa girince fark ediyorum ektiğimiz dut ağacı büyümüş. susuzluğa dayanır diye ekmiştik. beyaz kapıdayım. elimle vuruyorum. içerden ablam koşup geliyor. şaşkın. “tek misin?” diyor. sarılıyor.
cevap vermeyeceğimi anlayınca;
“bu sene kaz aldık. kazlar bak şurda. ard arda geziyorlar. yavruları çok sevimli. yumurtaları büyük olur.” diyor.
anlamsız geliyor. ama ablamın muhhakak bir bildiği var diyorum. merakla dinliyorum. yatıp kalkıyoruz. köy işlerinde yardım ediyorum. ablam sürekli kazlardan bahsediyor.
-”yumurtaları büyük olur.” diyor.
neden aynı şeyi tekrar ediyor bilmiyorum. belki de kaderine, köye, büyük büyük laflar etmek istiyor da anlamam sanıyor. köy dediğimse küçücük yer. birleştirilmiş sınıflardan bir okul bir sağlık ocağı. bir de köy postası olarak da kullanılan bakkal. bakkalda telefon var. bir tek orda. çocuklardan biri çağırıyor. yüzünde bir hüzünle dönüyor.
“eve hırsız girmiş. dönsün “ diyorlarmış.
dolmuşa sabaha yetişeceğim. bugünlük buradan çıkış yok. sabah kalkıyoruz. kahvaltı bile yapmadan çıkıyoruz. uğrayacak çok köy var. eşyalarımı alıyorum.yola çıkıyoruz. yolda gördüğüm evler üzerine düşler kuruyorum. hep ama hep top oynayan çocuklara karışmak istiyorum.şehre geliyoruz.nerden anlıyorum.kaset değişiyor.kaset yasaklı biraz siyasi kaset.iniyorum.eve gidiyorum.
babam omzunu düşürmüş sigara içiyor.evdekilerdeyse
“neden bizim başımıza geldi” hüznü.kimse aç mısın? demiyor.otuyorum.
-”ablamlar kaz almış” diyorum.
birden herkes şaşıyor.
-”kazların yumurtaları kocaman olur.” diyorum.hepimiz susuyoruz ama biliyorum o yumurtayı düşünüyoruz.kabuğu daha kalın,beyaz,kırılınca içinden kaz yavrusu çıkmasını diliyoruz.hatta ben bir kaz yavrusu olmayı diliyorum.bunca dert sıkıntı olmaz olsun.kaz yumurtaları olsun.kazlar olsun.
II.
bu çocuk tam salak. eve hırsız girmiş. herkes telaş içindeyken zart diye kaz diyor. yumurta diyor. babam dövmese bari. zaten evden kaçtı diye sinirli, zaten eve hırsız girmiş diye burnundan soluyor. beyefendimiz de kaz diyor. büyüğü olduğum için kıskanmıyorum. bu çocuk çok hayalperest. sebep de ablamın gölgesinde büyüdüğü için. biraz erkek olsa.
kavgaya tutuşsa. sokakta kendini dövüyor diye ağlayarak eve gelmese. biz de rahat edeceğiz. ama nerde!
III.
nasıl da derin uyumuşum.hırsızı hiç duymadım bile. çocuklar tuvalete kalkar. kimse kalkmadı. zati küçüğü köydeydi. olsa kalkardı. neyse ki bugün geldi. sigaramı içerken içeri girdi. kaz dedi. Salak salak konuşuyor.boş hayaller kuruyor.bir keresinde “yazar olacağım” dedi. afferin acından ölürsün dedim.üzüldü morali yerine gelsin diye
“beni de yazacak mısın?” dedim.
he dedi.neyimi yazacak bu salak.ömrün enayilikle geçti.bir değil bin enayilik.parmakla gösterilecek kadar hem de.
-dışarı çıkacağım.
IV.
akşam çıktı.gelmedi.kapıları açık bıraktık.televizyonu da korkmamak için açtık.trt belgesel de kaz otaran belgeseli vardı.
-”abim senin bu salak kaz merakın yüzünden her şey başımıza geldi” diyor.
kapadı televizyonu.kazlardan nefret ediyormuş.tüm kazları öldürmeliymiş.ısırıyorlarmış ya insanı beni de öyle ısırı ısıra öldürmeliymişler.
babam o gün dönmedi. sonraki gün de hatta hiç dönmedi.kimi çocukları bırakıp kaçtı diyor.kimi faili meçhul diyor.bir kuyuya atmışlar diyorlar.
V.
bir yere kaybolduğum yok.sokağa çıkma yasağı varmış. çıktım. delirecektim ki askerler beni gördüler.alıp sorgıya çekeceklerdi.
-“kazlar uçabilir mi?” dedim. anlamadılar. alıp karanlık bir odaya tıktılar.oysa ben kaz oldum.tüylerim çıktı.tüylerim çıkınca canım yandı. sonunda o karanlıktan kurtuldum.kanatlarım var.kaz kanatları.uçtum.arayıp dursunlar beni.
