Connect with us

Öykü

Adnan Altundağ “Mezarlık Bekçisi”

Published

on

Yağmurun en güzel damlarıyla ıslanmış bir ilkbahar günüydü. Vakit ikindiden biraz sonraydı. Deli İbram, evinde ağlayan bir bebeğin sesini işittiğinde babadan kalma çiftesini arş-ı alaya doğru kaldırarak üst üste ateş etmeye başladı. Baba yadigârı çiftenin sesi omuz omuza vermiş mahalledeki küçük evlerin sokakları arasında yankılandı. İbram ilk kurşunu kör talihine,ikinciyi uğursuz günlerinin son bulmasına ve evinin bereketlenmesine sıktı. Mahalleli bu silah seslerinin bir çatışmanın başlamadığının, kadınların kocasız, çocukların ise babasız kalmadığı günlerin habercisi değil bir sevincin habercisi olduğunu anladılar. Silah sesinin yankısı kesildiğinde Deli İbram’ın evinde ağlayan bebeğin sesi de kesilmişti. Deli İbram’ın yüzündeki sevinç dalgası birden silindi. Ürkütücülük tekrardan yüzüne hâkim oldu.Korkuyla karışık ağır bir duyguyla kapıya doğru yürüdü. Kapıyı açınca kapı gıcırdadı. Gözlerini odadakilerin üzerinde gezdirdi. İçeride korkutucu bir sessizlik hâkimdi. Hüzün koca bir yumru olup İbram’ın boğazını tıkadı, yutkunamadı. Karısına baktı, gözlerini gözlerinden kaçırarak. Bitkin bir halde yatağında yatmış olan kadının acısı kelimelere karıştı. Yavrusunun ölmediğini haykırdı. Güçlükle kolunu kaldırıp odadaki küçük kaz yavrusunu gösterdi. Küçük yavru kaz doğruca gelip İbram’ın karısının sıcak yatağında yanına oturdu. Kadın yavru kazı öz evladı gibi bağrına bastı. Deli İbram, küçük bez parçasına sarılı çocuğunu alıp bahçedeki kurumuş ceviz ağacının altına gömdü bütün umutlarıyla beraber.

Deli İbram yağmurun en güzel damlarıyla ıslanmış bir ilkbahar gününü bir daha yaşamadı. Yüzündeki ürkütücülük yerini hiçbir zaman yerini sevinç dalgasına bırakmadı. Çocuk sahibi olmaktan tamamen umudunu kesti. Karısına küçük kaz yavrusunu çocuğunun çocuğu olmadığını bir türlü anlatamadı. Sözlerinin faydasız olduğunu ve karısının aklını yitirdiğine hükmetti bir zaman sonra. Bir daha da bu konuyu açmadı. İbram’ın karısı küçük kaz yavrusunu yıllarca kendi öz evladı gibi sarıp sarmaladı. Yanından ayırmadı. Küçücük patikler ördü. Hastalandığında günlerce başında bekledi. Kocasından şehirden özel ilaçlar getirtti. Bir defasında da doktor çağırttı eve. Kaz yavrusu da annesinin sevgisine kayıtsız kalmadı. Deli İbram’ın karısını annesi bildi.

Aylar yavaş yavaş ve acımasızca akıp gitti. Küçük kaz yavrusu büyüdü. Deli ibram bahçesindeki kurumuş ceviz gibi ardından soyunu sürdürecek bir tohum vermeden öldü. Aynı günün akşamında karısı da öldü. O küçük kaz yavrusu kader gibi toprağa gömülmüş beyaz mezar taşları soğuk, acımasız rengi solmayan mezar taşlarının arasında annesinin mezarı başından ayrılmadı. Gagasıyla kurumuş otları temizledi. Kimsenin mezarın yanından geçmesine izin vermedi. Gelen herkesi kovaladı. Annesinin mezarına kimseyi yaklaştırmadı. Özellikle çocukları. Her gün güneş batıya doğru meyledince annesinin mezarının ayakucunda uykuya daldı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir