Connect with us

Deneme

Halil Terkanlıoğlu – Yabani Elmalar

Published

on

                              “ Wê ji hemamê derketî cot wey limin memik sêv” * 

Elmanın cinsel manada kullanımı ne kadar yaygınsa kadim bir anlatının eseridir aslında. Kadimliği semavi dinlerin Adem ve Havva ya da yaratılış anlatısıyla referanslıdır.  

Yaygın olarak kullanımlarda toplumdan topluma değişkenlik gösterebilir. Sömürge toplumlarının çoğunda “meme” doğurganlığı sembollüdür. Kürtler için de benzer fantezi ve fetişler mevcuttur. Bu sebeple Kürt folklorunda ve stranlarında yaygın olarak meme ve elma sembolleri var. Kadim anlatıdaysa özellikle “Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar.”** ifadesinden anlaşılacağı üzere elmanın “cinselliği” temsil etmesinden söz edilir. Elma yedikten sonra çıplaklıklarının farkına varmalarından elma yemenin sembolik bir anlatımla cinselliği ifade ettiği vurgulanmaktadır. Yine elmanın kadim bir anlatımını sivil itaatsizlik kavramının babası sayılan Henry David Thoreau Yabani Elmalar adlı denemesinde bahsetmektedir. 

Yabani Elmalar:  

Amerika ile Meksika arasında 1846-1848 yılları arasında süren savaşlar sırasında Amerikalı yazar, düşünür Henry David Thoreau Amerika’ya salma(vergi) vermeyi reddettiği için hapse atılır. Kendisini ziyarete gelen arkadaşı Ralp Waldo Emerson “Henry neden buradasın “der. Henry David Thoreau ise “Waldo asıl sen neden burada değilsin” diye karşılık verir ve bu meşhur sözü tarihe not düşülür. Daha sonraki yıllarda Henry David Thoreau, 1849 yılında sivil itaatsizlik denemesi yazar. Thoreau sivil itaatsizlik kavramını açıklar ve denemesi başucu kitabı haline gelir. Yine yazarın yazdığı  “Walden Gölü” ve Türkiye’de Kırmızı Kedi Yayınlarının yayımladığı “Yabani Elmalar” kitapları da bulunmaktadır. 

Henry David Thoreau elmayı insanlık tarihiyle yakından ilişkili olduğunu vurdular. “Elma ağacının tarihinin insanlık tarihiyle ne kadar yakından ilişkili olduğunu görmek hayret verici. Yerbilimciler elmayı, buğdaygiller, nanegillerin, gülgillerin insanların varoluşundan hemen önce ortaya çıktıklarını söylüyorlar”*** diyor.  

İnsanlığın Evrimi:  

Bilimsel gerçekler bize insanlığın Afrika üzerinden dağıldığını ve avcı toplayıcı bir şekilde yaşadıktan sonra evrelerde insanlığın yerleşik hayata geçtiğini söylemekteydi ama Göbeklitepe kazıları bize bambaşka bir gerçek sundu. Bu gerçek; buzul çağın sonlarında insanlık daha yerleşik hayatı keşfetmeden inşa edilen Göbeklitepe’deki anıtsal yapılar “dini ritüeller” yapıldığını göstermektedir. Yani; insanlık yerleşik hayatı keşfetmeden, din vardı. Peki bizi şaşırtan Göbeklitepe’de daha neler var? Buğday, yer fıstığı ve fıstık türleri ve ceylan, yabanıl sığır, toy kuşu kemiklerine sık sık rastlanılmıştır. Daha sonra ise özelikle Nevala Çori’de de bulunan yaşam örneğinde olduğu gibi yerleşik yaşam izlerine rastlanılmıştır. Yerleşik yaşamın başlamasıyla birlikte insanlık doğayı, çevreyi keşiflere başlamıştır. İnsanın çevreyi keşfetmesiyle birlikte, insan ve doğa arasındaki ilk ilişkilerde başlar. İşte Henry David Thoreau’un “Elma ağacının tarihinin insanlık tarihiyle ne kadar yakından ilişkili olduğunu görmek hayret verici.”**** demesi bundandır. İnsanlar yerleşik yaşama geçince doğayı ve çevreyi tanımaya başlarken kolay bir şekilde karınlarını doyuracak bitkileri, ağaçları keşfettiler. Göbeklitepe’de “buğday, fıstık ve çeşitli hayvanların” bulunma sebebi de avcılık yapmaktan daha kolay bir yiyecek elde etme sebebiyledir. Peki neden elma yok? Çünkü; anavatanından uzaktadır. Göbeklitepe’nin kazılarında çıkmasının sebebi dünyanın daha yeni yeni ısınmasıyla alakalıdır. Bir de anavatanından uzakta olmasından dolayıdır. Henry David Thoreau daha sonra elma için “elma eskiden o kadar önemli, o kadar yaygındı ki , kökenine bakıldığında adı birçok dilde genel olarak meyveyi simgeliyordu. Yunancada “maelon”(kavun) kelimesi, elma anlamına geldiği gibi, diğer ağaçların meyvesi hatta koyun veya herhangi bir büyükbaş hayvan ve de zenginliği ifade eden bir kelimeydi aynı zamanda”***** der. Zenginliği ifade eden elmanın “ilk insan çiftini baştan çıkarttıklarını da “düşünenler var.  

Hz.Adem ve Elma Meselesi 

Kuran ve Tevrat, İncil’de Adem ve Havva’nın yaratılışından çeşitli şekillerde bahseder. Kuran’da “Ve (sonra,) ‘Ey Âdem,’ dedik: ‘Sen ve eşin cennete yerleşin ve orada dilediğinizden bol bol, yiyin; ancak bir tek şu ağaca yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız.’”(Bakara, 2/35). der. Kuran görüldüğü üzere sadece ağaç diye belirtir. Bazı hadis kaynaklarındaysa; ağacın buğday, hurma, sümbül, üzüm, zeytin, incir ağacı gibi ağaçlar olabileceği konusunda çok farklı görüşler vardır. Eski Yunan ve İsrail’de incirin bilgiyi sembolize ettiği söylenir ayrıca tek tanrılı dinlerden çok önce kurulmuş eski medeniyetlerin tamamında yılan figürü bilgeliği sembolize eder. Yani bilgeliği sembolize eden yılan Adem ve Havva’yı bilgi meyvesi olan incire yönlendirmiştir ki bütün kutsal kitaplarda geçen metinler de bunu doğrular bir anlatımda bulunmuştur. Adem ile Havva bu meyveyi yedikleri anda artık kendi öz benliklerinin farkına varmış, kendi akılları, istekleri doğrultusunda ile hareket eden varlıklara dönüşmüşlerdir kısaca artık yaratıcının evcil hayvanları olmaktan çıkmışlardır. 

Tevrat’taysa  

Tanrı, Aden Bahçesi’ne iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaçla dolu bir bahçe dikti. Adem ve Havva’yı da oraya koydu.  (Tevrat: Yaratılış 2:8-9)  

Sadece bir buyruk verdi. Rab Adem’e, 

“‘Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin’ diye buyurdu, ‘Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.’” (Tevrat: Yaratılış 2:16-17) 

Ondan sonra bir yılan Havva’yla konuştu.  “Yılan kadına, ‘Tanrı gerçekten, “Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin” dedi mi?’ diye sordu.  Kadın, ‘Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz’ diye yanıtladı, ‘Ama Tanrı, “Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz” dedi.’  Yılan, ‘Kesinlikle ölmezsiniz’ dedi, ‘Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.’ Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.” (Tevrat: Yaratılış 3:1-7) 

Özellikle Tevrat’ta geçen “Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar.” ifadesinden anlaşılacağı üzere elmanın “cinselliği” temsil etme olasılığının olduğunu kanıtlamaktadır.   

Sömürge insanlarının elma fantazilerinden Kürtçe stranlardaki elma figürüne gelene kadar kadim anlatılarla “Kürdün hafızasındaki “elmaya gelelim. 

Halepçe ve Elma:  

1986-88 yılları arasında süren İran ve Irak savaşında Saddam Kürtleri kendi yanında savaşa sürüklemek isterken bir kesim Kürtlerse savaşmak istemezler. Özellikle Talabani’ye bağlı YNK İran ile sıkı ilişki içindeydiler. Hatta Talabaniye bağlı peşmergeler İran ordusu desteğiyle Halepçe’de isyan başlatmış ve Saddam’ın gazabına uğramışlardır. Halepçe kasabasına kimyasal gaz atılmış ve çocukların “elma kokusu” aldığı bu sebeple sokağa koştuğu bilinmektedir. Kimyasal silah ile ilgili yapılan çalışmalarda özelikle 2004’te Cia’nın eski Orta Doğu’dan sorumlu yüksek araştırmacısı ve 1988-2000 arasında Amerika Kara Harp Okulu öğretim üyesi görevinde bulunmuş olan Prof. Stephen Pelletier tarafından hazırlanan ve söz konusu zehirli silahların İran’a ait olduğunu gösteren rapor açıklandı. 

Kaynakça:  

* M.Arif Cizrawi Hemamê 

** Tevrat Yaratılış  3:1-7 

*** Henry David Thoreau Yabani Elmalar 

**** Henry David Thoreau Yabani Elmalar 

***** Henry David Thoreau Yabani Elmalar 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir