Connect with us

Şiir

Yiğit Ergün – Algoritmasız Düşenbaz  

Published

on

bilaâssun,
gavur dağı mest oldu
la bu zaten, videou bu
yetiyor da artmıyor mu?
yekten yeke o ekipte
henüz aldanışın ekseninde
ya bu yapay zekâlar ne iş hacı
milleti gerçeğin kuklalarıyla aldatmıyorlar mı?
bu şey gibi; postdistopik bir devrimde evrilme uçkuru


çık aklımdan lütfen hemen şimdi.
gelip te egede yoktan boğulamam
insanı hüzünlendiren ve insanı coşturan
bütün mesele aslında bu hattaki sınır
gözlerini henüz gündüzden oymuş, ay
bu gece seni silerek doğuyor..

nazı geçer, nabzı atmaz yılların
bir fotoğraflar bir onları yaşatan hatıraların

mantık mantık dedikleri kapital
mental mental dedikleri demode
mülki haklar ve kutsal dudakların adına;
dudaklarını dudaklarıma zimmetliyorum.

arz-ı endâmına işli aşığım
ağlasam yangınım, üzülsem kin
bölge bölge ölmüş gölgem
ayaklarında iksir





sabra sükût evvet, imanda secde muayene
bulunmak istiyorum, kaybedilmek üzre
birden bulunup birden kaybolan bir eşya kadarım
peki o kadar olmasaydın, hayatın ne takarındaydın?


kontrol v e bozukluğu, eğleniyor lejyon
olduğum/ itikâtin mezar kazıcısıysan
ya da milleti durduk yere müsilleyen çiğ köfteci,
a s l a y a l n ı z y ü r ü m ekten kurtulamayacaksın.

görünenin billurlaştığı, kristalleşenin hissizleştiği
köleci coğrafyanın diyaframından kopan acılı arabesk,
insan ve insanlık arasında biraz daha
hesap cüzdanı fetişi çıkarsa,
dünya içine osurmaya başlayacak
içerde biriken gazlar
       sürmanşet kıyamet


kıblesi şüpheli dergâhta
oturup da zaman israf etme
sen ki bilgin ve imam
sen kii filozof ve şair
sizden fışkırır su, siz hayata mimar.
şizoid aşkın hücresi,
her an her zaman ezberin mazbataya çürüğü
çok çorağ kasabam.

kılından kıl aldırtmayan esrarengiz oyuncu
bir sürü saf izleyici ve birkaç oyunkurucu
sırlı imgeler olmalıydı burda, önemsiz vergi borcu
ama olduğu gibi olmuyor işte hayat.
40 türk parası : 1 dolar evrosu
çözülmez algoritmalar
çekinceli ve sorgu/cu




belleğe çıkmayan tezkere,
vicdanın alamadığı ret
boynum bükülmezdere
kafam roket.

bir post/a daha tecavüz etmek için sıraya geçmiş anılar
hafızaya panzehir: hafif ya da ağır haplar
kontra’voltayla her türlü varım.
sevimsiz palyaçolardan yıldız yaratacağım.
bir anlığına işten kaytaracak bulutlar
mevsim senden dönecek
ve şehirler aynı şaibeleri yaşayacak

sen, sen olmaktan sıkılacaksın
             şiir yorgun düşecek
kıvrımlı ve akışkan bir sıvının
gaz olmadan yaydığı gazdan bebek
bir de şu ritminin, kusursuzu evlatlık almasının

horlanıyoruz ve köpek çekiliyoruz
yeryüzünde ve şirk koşan kapitalde

aşk’ı gülnar edip, fikri arşa tırmandıran
akrobatik arabesk, vesveseli cüzam
aman ha bu mahalle sakat, dikkat et gitmesin cüzdan..
hakkıdır hakk’a tapan milletimin hüsran.

yol aldıkça bozulur üçgen
ve plak bir cinayet aletine dönüşür.
burdan bakınca ve her yerden
kardeşlik ne büyülü erdem
dayanışma ne biricik ilke
ama her gün canavarlaşırız.
ve adapte oluruz o kasap lig’e

artık buralardan çekip gitmeli
mumlar bile hormonlu,
bulutsuz havada sönüyor.

gevezeliğin dibi : israil tohumu,
oysa kutsal ve bereketli ata tohumu

kısmi yenilgileri de olur sistemin
sanki, sanıldığı gibi değildir.
nasıl da insanları yerler…
aldatmak, manipülasyondan sonra en büyük ikinci sanattır.

çehremde patlayan volkan
adın insanlık tarihine yama
ya atom bombalarınla gel
ya bir blues rock’ıyla yıka beni!

parça tesirli bombalar
portakal sulu haytalıklar
bir pejmurde. hiç açılmayan panjurlar…
dünya dediğin büyük kümes
beyinlerin yuvarlak yıkandığı, engebeli bir derya
ufkunu bilmeyen köle:
hayalgücünü ‘bu dünya’yla yoğurdu.


bakmaya bıktığım fotoğraflara yandı dilim
o gün bugün, yemek yiyemiyorum
bulunmayışın deprem, susayışın etli güvercin
hicret mevsimi geldi, içimizdeki bâbilleri kusmamız
eteğimizdeki ingilizleri dökmemiz gerek. bu dünya hakkaniyetli bir gusûlü hak ediyor.

ağustos ‘’25 – gemlik- kadıköy

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir