Yazılar
Elif Sena Bozkurt – Elifba
Kalbine giden yollarda beni kenara çekip kafamı karanlık sulara batırıp çıkarıyorsun. Bu bir vaftiz biçimi değil, kucağına nur topu gibi bir ur vermem için bir cenaze töreni sanki. Süleymaniye’de azize gibi süzülen tüm hanımlara seni yanağının seğirmesinden tanımalarını söyledim. Senin bir arkanı dönüp bakmandan üniversitedeki memurun, sahaftaki amcanın bile gönlü hayasız bir teslimiyetle eriyor. Küçükken görsem âşık olacağım yeni yetme ama gözleri bir o kadar hırs ateşiyle kaplı öğretmenlere benziyorsun. İnsanı hem çocukluğundan utandıracak hem de birine başının okşandığı noktayı unutturmayacak olan öğretmenlere.
Tüm bunları düşünürken yine Direklerarası’ndan yokuş çıkıyorum. Ya seni görürsem diye sürekli tetikteyim, biri beni geçmek için dokunduğunda irkiliyorum, gözlerim sekiz çizmekten yanıyor… Seninle yüzleşmeye takati olan tek kişi benim ama insanların tezatlarıyla kıymetli olduğunu bana sen öğretmiştin. İşte buradayım, sürmeli gözlerimle, hinlik akan kar peltesi suretimle, öğrenci harçlığımla sana güzel görünmek için aldığım kahverengi elbisemle Şehrazad’dan hallice bir kadın gibi yürüyorum. Yokuş boyunca lambaların ışıkları elbisemin eteklerine dökülüyor, sanki bu karşılaşma için hazırlanmış her şey. Senin üzerine kusmaktan korkuyorum çünkü duygularımın ağırlığı mideme çöküyor.
Arapça metinleri dua olmasa bile öpüp başına koyan, seni öteki âleme uçuran ve elbette güzel olan kadınları seversin. Ben ise tüm bu karışıklığımla, sana hem yakın hem uzak duran bir yangının içinden geçiyorum. Korku, stres, gerginlik ve tam zıddı vuslata erme sevinci içimde bir devri kapatıp diğerini başlatıyor. Nasıl olduğunu anlamlandıramadığım birçok duyguyu bana veriyorsun ve geri çekiliyorsun, bu da seni çekici kılıyor. Sevdiğin her şeyle bağ kurma iştiyakına karşın beni neden bu kadar yalnız ve yetim bırakıyorsun? Bir ana kucağının bile senin kollarının olmasını dilemek fazla mı nankörce? Fazla mı ileri gittim Rabbim?
Bir çift gözün yalnız bana kör olduğunu bilerek koluna girmek istiyorum. Denklem bu kadar net. Çayımın şekerini karıştırırken oluşan girdaptan senin pamuk tarlasına yürüyüşünü gördüm. Avare dolaşırken kendini dünyanın dört bir yanında buluyorsun. Çernezyom, regosol, terra rossa; Allah’ın her bir toprağında senin dikenlerden çizilmiş ellerinle ektiğin tohumların mahsulleri var. Bir fıstık ağacının altında mahur bir suratla oturuyorsun ve ben bu toprakların babasının yüzünde güller açtıran mutlu bir ev hanımı olmanın bile huzuruna imreniyorum.
Senin için Süryânî ustalardan aldığım gümüş kolyenin her bir örgüsünü sayıyorum. Çayımı sakarlıktan dökmek ile sabırsızlıktan fırlatıp atmak arasındayım. Sohbetine olan açlığımı sezebiliyor musun? Geleceğim lafına inanmaktan başka çarem yoktu. Kalbim en son babaannem öldüğünde çocukluğumun bittiğini fark edince bu kadar acımıştı.Zihnimde seninle ilgili tasavvur ettiklerimden oldukça bitap düştüm. Mekândan kalkıyorum ve Ayrancı Sokak’a doğru yürümeye devam ediyorum. Tam Vefa tarafına yönelirken karşıma çıkıyorsun.
Korkup nasıl kaçtığımı iyi biliyorsun. Su birikintilerine girdiğimde yeni ayakkabılarımın su geçirdiğini fark etmedim bile. Nereye kaçarsam kaçayım karşıma çıkıyorsun. Kolyeni kiliseden çevrilen camilerden birinde düşürmüşüm. İtikâfa girmek istediğinde bu tarz yerlere gittiğini biliyorum. Beni aramak istesen bile bulamazsın ama izlerim oraya buraya saçılmış olacak. Sen ise zaten en gaflete düştüğüm anlara karşıma çıkıp beni daha da dibe sürüklüyorsun. Beni buralardan götürmeni istiyorum, bir lağım çukuruna olsa bile. Kaça kaça terk edilmiş bir sarnıca sığındım ve duaya başladım.
Dualarım bir sarkaç gibi akıp sana ulaşmış olmalı, beni kendinden koruman için. Midem bulanıyor, başım dönüyor, galiba kusup bir yana kıvrılıp uyuyacağım. 19’unda bir genç kızın saçlarından ne istedin bilmiyorum. Beni yine uykumda yakalamışsın. Bir kâğıdı buruşturup elime sıkıştırmışsın. Bir öpücük kondurmayı bile reva görmedin mi? Sende bu kadar farklı duygular uyandırıp masaldaki prenses, efsanedeki güzel, romandaki asıl kız olamamam acınası. Kâğıda bakmamakta direniyorum ama senden kurtulduğumu fark edince ana rahminden hayata tekrar başlamışçasına rahatlıyorum:
Meğer onca zaman doğmak için bile senin inisiyatifini bekliyormuşum.
