Connect with us

Öykü

Adnan Altundağ-Eksik Bisiklet

Published

on

Pencere önündeyim sancılı bir yalnızlıkla

ve beklerken babam

Yollarını gözlemlediğim bomboş bir sokaktı benim için…

(Abdulkadir Taş / Babam, Tahta At ve Kırmızı Pantolon)

Buruk bir sevincin kalıntısı okunuyordu kapı önünde bekleyen çocuğun yanaklarındaki gamzelerde. Sokağın başında görünüp, ellerin boşluğuyla arşınlarken sokağı baba, küçük çocuğun gamzelerine iki çiğ tanesi düşerdi. Baba çocuğunun yüzüne baktığında bu iki damlayı bir girdaba benzetirdi ve bu girdaba kapılıp boğulacağının korkusuna kapılırdı. Ağzında paslı demirin tadı, güçlükle yutkunarak kısa bir süre beklerdi. Elinde üç katlı sefer tası. Sefer tasından salçalı patatesin kokusu paslı demirin tadıyla karışıyordu.

Hüzün dikenli bir yumru olup boğazında düğümlendi. ‘’ Bugün zincirini yaptılar, yarında frenlerini, usta birkaç haftaya tamamlayacakmış’’ dedi. Çocuğun haftalardır hatta aylardır duyduğu cümlelerdi bunlar. Ama günler geçtikçe bisikletin tamamlanmayışı umutların bir mumun eriyişi gibi tükenmesine neden oluyordu.

Kırk gün kırk gece geçti. Her gün bir mum söndü çiğ yüklü gamzelerde. Çocuğun yollarını gözlemlediği sokak boş kaldı. Hiçbir zaman tamamlanmadı bisiklet ve eksik olmadı sokaktan paslı demir tadı…

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir