Şiir
Meryem Ağar – Doksan Dokuz
Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla
Yaratan ve yaratılmayan
Doğmamış ve doğurmamış
Ezeli ve ebedi olan
Bir tek Allah’ın adıyla:
merhaba, anamın karnını deşen dünya.
Evimizin önünde, üzüm bağının altındayım
eteğinin dibinde annemin,
Üzümler sarkıyor toprağa
biraz mor biraz kara
İstiyorum ki annem gurur duysun benimle
ama heyecandan karıştırıyorum:
“Anne cami bir tane
Allah büssürü, bissürüüüüü!”
Annem kızıyor bana
Gidiyor; arkasından bakıyorum
daha da karışıyor her şey
Üzümler bir bir dökülüyor toprağa.
Annem diyor, kızım Allah yarattı seni
Geldin girdin karnıma
Allah bir camiler onun evi
Bunu sakın unutma
yemeğini ye, iyi kız ol, düzgün oyna
ve düşüp de dizini kanatma
Anne diyorum, tutup ellerini
Anne hadi camiye, Allah’ın yanına gidelim
onu evinde ziyaret edelim
Onu ilk gördüğümde şöyle diyeceğim:
Allahım evin ne güzel yolların ne uzun
gelemesem de n’olur hep sev
hiç bırakma beni
ve öldürme n’olur hep koru annemi.
Allahım o üzüm bağından çıktım
çok koştum sana, çok haykırdım
ama sen hiç açmadın bana kapılarını
Doksan dokuz ismin varmış
hangisiyle seslensem de duymadın beni
ayaklarımı kanattım da yine varamadım yanına
Allahım evimizi yıktılar, üzüm bağını kestiler
biliyorsun hep korkuyla aşındı kalbim
Benim ismim Meryem, bir tek Meryem
Bırak gururu ve artık de ki:
Ey kulum Meryem, bir yanlışlık oldu
Hesap uymadı bu devranın çarşısına
Say içinden birden doksan dokuza
ve geçir o eski halatı bükük boynuna
O paslı bıçağı yorgun kalbine sapla
O dipsiz uçuruma bırak kendini, atla.
“Korkma,
korkma koca kız oldun,
bırak anneni,
gel yanıma.”
Seni duyuyorum, doksan dokuzun en acımasız sesi
Adımı zikrediyorsun
Meryem: Belki de tüm yüzüncülerin en çaresiz hali.
Ama kulaklarımı kapatmalıyım sana:
Bir köşede bir asma üzüm yiyor çünkü hâlâ telaşla
minik Meryem’in küskün doksan dokuz silüeti
